Примеры использования: my little

You will watch as my dogs devour your wild little brother.
"Köpeklerim küçük kardeşini parçalarken sen seyredeceksin."
Little Stevie Fisher?
Ufak Stevie Fisher?
- You did a little hop.
-Ufacık bir zıplama yaptın.
He preferred curly-haired little girls like Loras Tyrell.
O daha çok Loras Tyrell gibi kıvırcık saçlı küçük kızları tercih ediyordu.
Little pinch.
Ufak bir batma.
It's just... little stick.
Ufacık bir kıymık gibi.
"Like a fairy," according to little Kirsty.
Küçük Kirsty'ye göre 'Peri gibi.'
Have a little stroll.
Ufak bir yürüyüş yap.
There was little resistance.
Az bir direnişle karşılaştık.
That little bundle.
You see their little legs?
Minicik ayaklarını gördün mü?
Very little.
- Çok az.
Such a little thing...
Küçücük bir şeydi.
Well, I'm only gonna take little tiny pieces.
Sadece minicik bir parça alacağım.
- A little.
- Çok az.
Little kids climb this.
Küçücük çocuklar bile tırmanıyor.