Примеры использования: move

She can move out, but she still doesn't know it, which means you're basically holding her prisoner.
Yanından taşınabilir ama o bunu hâlâ bilmiyor bu da onu esir olarak tuttuğun anlamına geliyor.
Nobody move.
Close the Knick and move uptown.
Knick'i kapatıp şehrin dışına taşınalım.
The walls move, everything changes.
- Duvarlar oynuyor, her şey değişiyor.
Move the line!
Sıra halinde ilerleyin!
I-I've just been so consumed with our move to Rome.
Kafam Roma'ya taşınma olayımızla allak bullak olmuştu.
It's time to move on, Bill.
- Başka şeylere geçmenin zamanı geldi Bill.
I can move some things.
Üzerinde oynamalar yapabiliriz.
- Not even move
- Nobody move!
You want to move her?
Onu nakletmek mi istiyorsunuz?
We do not move a finger.
Tabiri caizse, parmağımızı dahi oynatmadık.
Scavengers on the other hand, have to move around to find their food.
Öte yandan leş yiyiciler, yiyecek bulmak için dolaşmak zorundadır.
Nothing else could move as fast.
Başka hiçbir şey bu kadar hızlı hareket edemez.
Bold move.
Cesur hamle.
Can I move in tonight?
Bu akşam taşınabilir miyim?