Примеры использования: mouth

- Closed mouth, but romantic.
Kapalı ağızlı ve romantik.
Shut your mouth!
Kapa çeneni!
Ragged lacerations on the side of his head are parallel and horizontal, but the one on his mouth is more circular.
Kafasının yan tarafındaki yaralanmalar düzensiz bir şekilde dağılmış fakat ağız çevresindeki bu darbe daha dairesel bir yapıda.
Mouth, tongue, gums, for cuts.
Ağzımı, dilimi, sakız kesiği için.
Her glance, her glasses, her hair... narrow nose and mouth like a scar... all gave her face an impossible look.
O bakış, o gözlük, o saç hokka burun ve yara izi gibi bir ağız tüm bunlar suratına olmayacak bir görüntü vermişti.
Well, his mouth, then his hand.
Önce ağzına, sonra da eline.
All she left to me were three sons to care for, three mouths to feed, three men to raise strong.
Bana bütün bıraktığı bakmam için üç oğul beslencek üç ağız, güçlü yetiştirilmesi gereken üç erkek!
Those dogs could start foaming at the mouth.
O köpeklerin ağızları köpürmeye başlar.
Her mouth is filled with silver, mother!
Kızın ağzı gümüşle dolu, anne!
I think that cow died of foot and mouth disease.
Sanırım inek şap hastalığından dolayı öldü.
I was thinking about that woman's mouth comment, and I have three good comebacks.
Kadın ağızlı yorumunu düşünürken üç tane kıyak karşılık buldum sana.
If the calves turn up sick and the horses don't, it's foot and mouth.
Buzağılar hastalanır, atlara bir şey olmazsa, şaptandır.
MY SISTER'S GOT A BIG MOUTH.
Kardeşim biraz koca ağızlı.
The hoof-and-mouth disease filterable virus will spread through the blood stream most intensively...
Bulaşan Şap virüsü, özelikle çok hızlı ve şiddetli bir şekilde
Dirty, dirty mouth, y'all.
Pis ağızlılar sizi.
Outbreak of foot-and-mouth disease forced him to declare bankruptcy.
Şap hastalığı salgını onu iflasını beyan etmeye sürükledi.