Примеры использования: mourn

You still mourn for Joffrey?
Hâlâ Joffrey için yas tutuyor musun?
I speak for all of Earth when I mourn the loss of the Omicronian young.
Baş görüşmeci olarak Omicronlu bebeklerin matemini tutan tüm Dünya adına konuşuyorum.
You mourn but you live.
Yas tutarsın ama yaşarsın.
There'll be nothing else for us to do, but mourn the departed day.
Yapacak hiç, hiç bir şeyimiz olmayacak... giden güne ağlamaktan başka.
No chance to mourn him.
Yasını tutma fırsatımız olmadı.
I will mourn for you.
- Senin için yas tutacağım.
- I don't think you will mourn my departure.
- Ayrılışıma matem tutacağınızı düşünmüyorum.
We'll mourn later.
- Daha sonra yas tutarız.
To celebrate her life, not mourn it.
Onun hayatını kutlamak için, ağlamak için değil.
I will mourn for him.
Yasını tutacağım.
We can't mourn.
They've gone home to mourn.
Matem tutmak için eve gittiler.
Then I can mourn.
He could not stop mourn.
Ağlamayı durduramadı.
And we will mourn him.
Hepimiz yas tutacağız.
We do not have time to mourn.
Yas tutacak vaktimiz yok.