Примеры использования: momentum

Sideways momentum!
Yanlamasına ivmeniz var!
If he hits it tonight, do you think he starts to put these guys more in his rear view, and start to build on that momentum and maybe get three, four, five, six Mr. Olympias?
Sence, bu gece gaza gelirse bu adamları geride bırakmaya başlayıp bu hızla üç, dört, beş, altı, ...Mr.Olympia kazanabilir mi?
When it slows down, you lose momentum and fall back inwards.
Yavaşladığında da ivmenizi kaybedersiniz ve tekrar içe doğru yaklaşırsınız.
We can't risk losing the momentum we've established.
Yakaladığımız bu hızı kaybetme riskini göze alamayız.
We needed strong momentum right up until the last minute.
Son dakikaya kadar güçlü bir ivmeye ihtiyacımız vardı.
Yes, our forward momentum is extremely difficult to arrest.
Evet, akıncılarımızın hızlarını yakalamak oldukça zordur.
Gotta keep that momentum pushing.
Bu ivmeyi arttırmalıyız.
It's down to one game, and we've got the momentum!
Sadece bir maç kaldı ve biz hızımızı almış durumdayız!
- Life has a natural forward momentum.
Hayatın doğal bir itekleyici momenti vardır.
I'm using the principal of conservation of angular momentum to turn the container!
Konteyneri döndürmek için gerekli açısal momentumu sağlamaya çalışıyorum!
So how long will your forward momentum keep you in Miami?
Bu itekleyici momentin seni daha ne kadar Miami'de tutacak?
To have a critically spinning black hole, you need a lot of angular momentum, so...
Kara deliğin sahip olduğu kritik eğiklik açısal momentumuna fazlasıyla ihtiyaç duyarlar, yani...
You just need a little momentum, dad.
Senin sadece biraz momente ihtiyacın var baba.
Trajectory says, he had some momentum when he came off the bridge.
Yörüngeye göre köprüden düşerken momentum almış.
See, in science class, we like to call it "momentum."
Fen dersinde biz buna "moment" diyoruz, mesela.
We can counteract the downward momentum of the bank with something pushing up.
Aşağı doğru olam momentuma yukarı doğru bir itiş yaparsak onu dengeleyebiliriz.