Примеры использования: miraculous

Is there anything more miraculous...
- Bu dünyada bundan daha mucizevi bir şey var mı?
to capture a single amur tiger on film in the wild is extraordinary, but to capture two is near miraculous.
Vahşi doğada tek bir Amur kaplanını bile filme almak olağanüstü bir şeyken ikisini yakalamak neredeyse bir mucizedir.
I used to sit on Daddy's lap and he would read me those stories full of their vengeful gods and wondrous miraculous creatures.
Küçükken babamın kucağına oturur bana anlattığı, Yunanların kinci tanrıları ve olağanüstü yaratıklarıyla dolu hikâyelerini dinlerdim.
only miles in from the shore, our cameras witness a miraculous event.
Kıyıdan sadece birkaç mil içeride kameralarımız mucizevi bir ana tanıklık ediyor.
It's miraculous it hasn't already ruptured and killed him.
Çoktan yırtılıp adamı öldürmemesi bir mucize.
Oh, Miraculous lion in the desert
Oh, çöldeki olağanüstü aslan.
The miraculous tale of how we lost, then found, our Lost and Found box?
Kabolup bulunuşumuzun mucizevi hikayesi mi yoksa kayıp eşya kutumuz mu?
It will last some six years, but then the miraculous happens.
Bu arayış 6 yıl sürecektir, ama sonunda mucize gerçekleşir.
Miraculous creatures.
- Olağanüstü yaratıklardır.
This miraculous plant covers a quarter of all the lands of the Earth.
Bu mucizevi bitki, tüm Dünya topraklarının çeyreğini kaplamaktadır.
It's miraculous.
Bu bir mucize.
What a miraculous thing.
Ne olağanüstü bir şey bu.
A drug which is not all that miraculous.
Pek de mucizevi olmayan bir ilaç.
I think I am not a man who demands the miraculous... but you have discovered nothing.
Sanırım mucize talep eden bir insan değilim... fakat hiçbir şey bulamadınız.
Who wants behold the miraculous, obscene, phenomenon of our times.
Günümüzün olağanüstü, müstehcen fenomenini kimler izlemek istiyor?
How sweet and miraculous that sounds!
Kulağa ne kadar mucizevi geliyor.