Примеры использования: merged

We'd merge the grazing.
Only to the extent necessary to merge with the surroundings.
Sadece çevrediklerle ileri ihtiyaçta kaynaşmak için.
Yeah, well, that was a bad merge.
Aynen, yanlış birleştirmeydi o.
Singularity's the idea that when humanity and technology merge, a person's consciousness can find immortality inside a computer network.
Birleşim insanlık ve teknolojinin kaynaşıp insan bilincinin bir bilgisayar ağında sonsuzluğu bulabilme fikridir.
Merge your programming with hers while I shut down her brain.
Sen programlarınızı birleştirirken, ben de beynini kapatacağım.
He merged himself with the wall!
Duvarla mı kaynaştı?
We'll merge your master manipulations, your wanton disregard for authority, and your brilliance at playing dumb.
Müthiş manipüle yeteneklerinizi birleştireceğiz, ahlaksızlığınızı kullanmaktan çekinmeyin ve aptalı oynayarak zekanızı kullanın.
You know they merged together because one of them was dating the other.
Birbirleriyle kaynaşmışlardı... çünkü zaten daha önce biri diğeriyle çıkmıştır.
You know those big road signs that say "merge"?
"Birleşme" yazan yol işaretlerini biliyor musun sen?
The days when you merge into nature, when you feel part of it and rejoice together with it.
Senin doğallığa karışıp kaybolduğun ve bunun bir parçası olduğunu hissedip beraberce keyiflendiğimiz günler.
THE BLACK HOLES MERGE,
Kara delikler birleşecek.
Then you're gonna merge over very quickly, but stay on Biscayne.
Hemen araya karışacaksın, ama Biscayne'den ayrılma.
And when groups merge, they form a swarm.
Gruplar birleştiğinde bir sürü meydana getirir.
Of course we will not merge if that is how you feel.
Hissettikleriniz buysa tabiki karışmayacağız.
He wants to merge.
- Birleşmek istiyor.
They do not merge.
Birbirlerine karışmazlar.