Примеры использования: mentality

He's got military training and a guerilla mentality.
Askeri eğitimi ve gerilla zihniyetine sahip.
Classic herd mentality.
Klasik sürü mantığı.
Hey, that's really a victim mentality.
Hey, bu gerçekten de kurban mentalitesi.
If they are related, they could have an us-versus-them mentality.
Eğer akrabalarsa "bize karşı onlar" anlayışları olabilir.
It's that mentality that allows the cancer producing industry to thrive.
Bu mantalite, kanser üreten endüstriyi başarılı kılıyor.
When a gang mentality sets in, unsubs become more capable of heinous acts.
Çete zihniyeti devreye girdiğinde şüpheliler daha iğrenç suçlar işleyecek hale gelirler.
Performers have this "love the one you're with" mentality.
Sanatçılar "yakınında olanı sev" mantığına sahiptirler.
That's the mentality of it.
Onların mentalitesi bu.
And they have a pack mentality.
Ve sürü anlayışına sahipler.
Seattle's a small city with a small-town mentality.
Seattle küçük kasaba mantalitesine sahip küçük bir şehir.
Their mentality is like a lynch mob.
Zihniyetlerine göre infaz ediyorlar.
severe xenophobia, tribal mentality, intolerance of dissent, and a pathological hatred of the US government.
..ciddi derecede yabancı düşmanlığı besler cemaat mantığı güder, muhalefete tolerans göstermez ve Amerika Birleşik Devletlerine husumet besler.
Different mentality.
Farklı bir mentalite.
- That mentality will get us killed.
Bu anlayış bizi de öldürtür.
You can play that beach bum, cowboy routine with the football lingo... and the beer commercial mentality from now till doomsday, but I don't believe it.
Sen, o futbol ağızlarıyla, ve bira reklamı mantalitesiyle kumsal serserisi, kovboy numaralarını kıyamet gününe dek oynayabilirsin, ama beni kandıramazsın.
Can't really understand that mentality.
O zihniyeti hiç anlamam.