Примеры использования: mediterranean

You and your daughter have familial Mediterranean fever.
Sende ve kızında Ailevi Akdeniz Ateşi denen bir hastalık var.
It's a genetic disease contracted by people of Mediterranean descent.
Akdeniz kökenlilerde görülen genetik bir hastalık.
Familial Mediterranean fever.
Ailevi akdeniz ateşi.
Last month you thought you had Familial Mediterranean Fever.
Geçen ay Akdeniz Gribi olduğunuzu sanmıştınız.
It's a route that takes them over the Mediterranean Sea.
Onları Akdeniz'den geçirecek bir rota bu.
Grey cranes cross the Mediterranean at the Straits of Gibraltar.
Gri taşlı turnalar Akdeniz'i Cebelitarık Boğazı üzerinden geçiyor.
Now we know they survived the strike in the Mediterranean.
Akdeniz'deki saldırıdan kurtulduklarını biliyoruz.
Kaniel Outis has been located on a cargo ship in the Mediterranean.
Kaniel Outis, Akdeniz'deki bir kargo gemisindeymiş.
Works great on Mediterranean skin.
Akdenizli cildinde çok işe yarıyor.
It does help to have a gorgeous Mediterranean goddess waiting for you at home, if you can arrange that.
Ayarlayabilirsen evde seni bekleyen muhteşem bir Akdenizli tanrıçanın olması da işe yarayabilir.
I like that Mediterranean look in women.
Kadınlardaki bu Akdenizli tarzına bayılırım.
Well, if you like Mediterranean types, yes.
Eh işte insan Akdenizli tiplerden hoşlanırsa, o zaman evet.
Well, I took your dirty and unsavoury appearance as a sign of Mediterranean moral weakness but I realise now it was merely a sign of your artistic temperament.
Pis ve tatsız görünüşünüzü, Akdenizlilere özgü ahlak çöküntüsünün bir göstergesi olarak aldım ancak şimdi bunun yalnızca sizin sanatçı tabiatınızın bir göstergesi olduğunu farkediyorum.
Blonde, Nordic forehead, and lovely mediterranean eyes.
Şarışın, kuzeyli alnı ve, sevimli akdenizli gözleri.
- That's my mediterranean, macho side.
- Bu benim Akdenizli tarafım işte.
Rachel Hoffberg, Mediterranean?
Rachel Hoffberg, Akdenizli?