Примеры использования: mediated

It's either hyperparathyroid, cancer, or calcium-mediated neurotoxicity.
Hiperparatiroid, kanser ya da kalsiyum aracılı nörotoksisite.
I'll request permission to mediate for the Troglytes.
Troglitler adına arabuluculuk için izin istiyorum.
How can he mediate without his interpreters?
Tercümanları olmadan nasıl arabuluculuk yapacak?
I don't mediate cartoons.
Çizgi film karakterlerine arabuluculuk yapmam.
- I'll even mediate.
- Arabuluculuk bile edeceğim.
What do you mean, mediate?
Arabuluculukla neyi kastediyorsunuz?
The Pope mediated.
Papa arabuluculuk yaptı.
Usually, we have an FBI agent who mediates our interpersonal encounters.
Genellikle, kurumlararası ilişkilerimizde aracılık eden bir FBI ajanı olurdu.
This will continue until our government agrees to talks mediated by a Federation council.
Bu durum... hükümetimizin, bir Federasyon konseyinin aracılık edeceği görüşmeleri... kabul etmesine kadar sürecek.
After years of thinly disguised rage on both our parts, it's like the music has mediated a truce between us.
Yıllarca azar azar öfkemizi her bir parçamıza gizledikten sonra müzik adeta aramızda ateşkese aracılık etti.
They might respect someone who's mediated before.
Önce aracılık eden kişiye saygı duymalılar.
You do not call Jessica in to mediate.
Aracılık için Jessica'yı çağırmayacaksın.
I can mediate.
Aracılık edebilirim.
I'm looking for someone reasonable from the FBI to mediate my situation, and I'd be very grateful if I could find that person.
FBI'da benim durumum için aracılık yapacak mantıklı bir adam arıyorum eğer bulursam çok minnettar kalacağım.
Zack, we don't need Booth to mediate our interpersonal encounters.
Zack, kurumlararası ilişkilere aracılık etmesi için Booth'a ihtiyacımız yok.
I'll mediate it, since I've had therapy myself.
Ben aracılık ederim, daha önce almıştım bu terapiden.