Примеры использования: mean

Tracy, does this mean we're in charge?
Tracy, bu yetkili kişilerin biz olduğu anlamınamı geliyor?
You mean Laura Palmer?
Laura Palmer'ı mı kastettin?
I mean, I do a mean spag bol.
Ben ortalama spag bol yaptığı bir şey.
Our dad was a mean drunk.
Babamız aşağılık sarhoşun tekiydi.
These ladies are mean.
Bu kadınlar çok ahlaksız.
Well, I intend to remain the mean old man they say I am.
Şey, söyledikleri gibi, cimri yaşlı adam olarak kalmaya niyetliyim.
I mean, what psychiatrist is Ellery going to be telling one day about the weekend his dad was in jail and his mom was on a commune?
Yani, günün birinde hangi psikiyatriste babasının nezarette annesininse bir tarikatta olduğu hafta sonunu anlatabilecek?
- You mean me?
- Beni mi kastettin?
I mean, honey wasp kitten baby.
Demek istediğim, bal arım yavru kedim.
It just mean...
Yanlış anladın.
Daddy, this game is mean.
- Baba, bu oyun çok zor.
Yes, you get all mean and you make that little turtle face.
Evet, suratını keyifsiz kaplumbağa suratına çevirmeni diyorum.
What now, you mean witch?
Şimdi ne var seni adi cadı?
They're mean like their mom.
Aynı anneleri gibi kılıksızlar.
I mean, her or Bobby should go.
O veya Bobby gidebilir demek istiyorum.
I know what you mean.