Примеры использования: mature

Stop being so mature.
Oldun biri gibi olmayı bırak.
As they mature, so does their power.
Olgunlaştırdığı gibi güçlerini de sağlıyor.
Will he have a chance to wear the battle scars of a mature male, each one a badge of honor that started here today.
Daha bugün burada başlayan, ...ve her birini vücudunda onurla taşıyacağı olgun bir erkek olarak savaş yaraları olacak mı?
I mean, a single wolf cell could take 100 years to mature.
Tek bir kurt hücresinin olgunlaşması yüz yıl sürebilir.
If we're to maintain a mature, grown-up, working relationship, then...
Eğer olgunları, yetişkin, çalışan bir ilişki sağlayacaksak o zaman...
Much may yet happen as it matures.
Daha çok şeyler olabilir.
Visiting relatives during the holidays and listening to them makes him mature.
Tatillerde akrabaları ziyaret etmek ve onu olgunlaştırmalarını dinlemek.
"Independent living allows me to grow and mature as a person."
Kendi başıma yaşamak benim büyümeme ve olgun bir kişi olmama izin verir.
I'm all sort of... mature!
Aynı zamanda olgunlaşmışım da!
Blondes, asians, busty, mature.
Sarışınlar, Asyalılar, koca memeliler, olgunlar
And what if you didn't need to behave or to be mature?
Ya öyle davranmak zorunda olmasaydın?
We want you to mature the kid.
Senden bu çocuğu olgunlaştırmanı istiyoruz.
I wish they were more mature, but...
Daha olgun olmalarını isterdim, ama,
Satoru, you've become more mature somehow.
Satoru-kun olgunlaşmışsın gibi bir hâlin var.
Too old for the college girls, too young for the mature ones.
Üniversiteli kızlar için çok yaşlı, olgunlar için çok genç.
As a result, as assassins, you've matured in amazing leaps.
Sonuç olarak, suikastçi olarak inanılmaz adımlar attınız.