Примеры использования: mass

Probably some kinda mass.
- Muhtemelen bir çeşit kitledir.
There was a critical mass of snow at the house.
Evde büyük bir kar yığını vardı.
A neoplastic mass, a tumorous infection.
Neoplastik bir küme, bir tümör enfeksiyonu.
Peng set off the mass hysteria.
Toplu histeriyi Peng başlattı.
Elliot Rodger, the mass shooter in Isla Vista, California, wrote something similar in his manifesto.
Isla Vista, California'daki katliamcı Elliot Rodger da manifestosunda benzer bir şey demişti.
But doesn't rule out a mass.
Ama bu kitleyi elemez.
So it seems, nothingness is in fact a seething mass of virtual particles, appearing and disappearing trillions of times in the blink of an eye.
Yani, hiçlik, bir göz kırpma zamanı içinde tiryonlarca kere görünen ve kaybolan sanal parçacıkların kaynaşan yığını olarak görünmektedir.
That's the mass of Earth.
Dünyanın kümesi bu.
It has more mass than all the other planets combined.
Kütlesi diger tüm gezegenlerin toplamindan fazladir.
We were supposed to have a mass.
Bir kalabalık oluşturmamız gerekiyordu.
The tardigrades have survived all five mass extinctions.
Tardigradlar beş kitlesel yok oluşun beşinde de hayatta kalmayı başarmıştır.
Mass dismissed.
Ayin bitmiştir.
Mass our remaining forces around the Avalon!
Kalan bütün güçleri Avalon etrafında toplayın.
Explains the bloody mass.
Bu kanlı kütleyi de açıklıyor.
Yeah, I went to mass that morning.
Evet, kalabalığın yanına gittim.
Until it, too, came crashing down in another mass extinction.
Ta ki o da bir diğer kitlesel yok oluşla son bulana dek.