Примеры использования: mansion

The Naismith mansion.
Naismith'in konağına.
She spent her last years living in a mansion.
Son yıllarını bir köşkte geçirdi.
He found the mansion.
Evi buldu.
That's the Louisiana governor's mansion.
Bu Louisiana Vali'sinin malikanesi.
The Rothsburgher mansion must be full of stuff that a pawn-shop owner would salivate over.
Rothsburgher yalısında bir kaçak mücevher dükkanının... ağzının suyunu akıtacak birçok değerli mal vardır.
I have to ask you to leave the mansion.
"Konağı terk etmeni rica ediyorum."
Desirable nobleman's mansion with surrounding estate and properties.
Etrafı arazi ve mülklerle çevrili cazip asilzade köşkü.
Tapia's mansion, Delta.
Tapia'nın evi, Delta.
- Are you taking us to another mansion?
Bizi başka bir malikaneye mi götürüyorsun?
"Charles Mansion."
"Ted Bund-yalısı"
You had that gun in the mansion.
Bu silah konaktayken yanındaydı.
Let me put it this way, when you're... being attacked by a lion, it doesn't really matter whether you're in a bungalow or a mansion.
Bunu açıklamak gerekirse, mesela bir aslan tarafından saldırıya uğramışsanız bir kulübede ya da bir köşkte olmanız gerçekten hiçbir şey değiştirmez.
Marnie adored that mansion.
Marnie o eve bayılırdı.
They turned Versace's mansion into a hotel.
Versace'nin malikanesini de bir hotel haline dönüştürdüler.
Yeah, how do you think he bought the big mansion of his?
Koca yalısını nasıl aldı sanıyorsun?
Like a floating mansion.
Yüzer bir konak gibi.