Примеры использования: luxury

Luxury boats.
- Lüks tekneler.
I'm not a person who has the luxury of turning down jobs.
Ben iş tekliflerini reddedebilecek lükse sahip biri değilim.
And we don't get the luxury of having a lover's spat in this stupid wasteland of a world.
Bu bok çukuru dünyada da sana aşık birinin olmasının zevki falan çıkmıyor.
I don't have that luxury.
Benim öyle bir lüksüm yok.
It is the last word in luxury.
Bu, lüksün son kelimesi.
It must be such a luxury.
- Büyük zevk olmalı.
Anesthesia, that's a luxury.
Anestezi zaten lüks oldu
Talk about luxury.
Şu lükse bak.
This girl should have every luxury.
Bu kız her türlü zevke sahip olmalı.
Luxury weekend break.
Lüks bir hafta sonu tatili.
Let us retire to the parlor and enjoy my unnecessary excess of wealth and luxury.
Misafir odasından çıkın ve gereksiz derecede büyük servetimin ve lüksün tadını çıkarın.
Are you saying we've prepared for today to get rich and live in luxury?
Bu güne zengin olup, zevk içinde yaşamak için mi hazırlandık?
- So a luxury bus.
- Lüks otobüsü yani.
splurging on every luxury, even the ultimate indulgence... useless hangers-on like me.
...her türlü lükse para saçıyor, benim gibi lüzumsuz tayfaya bile sonsuz müsamaha gösteriyordu
You take uh, a luxury item, and you're allowed to take any book.
Kendi zevkine göre bir eşyayı ve bir kitabı da yanına alabiliyorsun.
Luxury apartments with charm.
Son derece lüks, hoş dairelerimiz var.