Примеры использования: lucky

- Milos is so lucky.
Miloş gerçekten şanslı.
But only a lucky few will ever reach the top.
Ancak sadece talihli bir azınlık zirveye ulaşacak.
Such a lucky foetus!
Şanslı cenin!
Another lucky find?
Yine talihli bir keşif demek?
- We were lucky the roof held.
Çatı düşmediği için şanslıydık.
Who shall be this lucky pasha?
Kim ola ki bu talihli paşa?
You were, uh, extremely lucky.
Well, one such lucky winner recently bought a chicken shack.
Böyle bir talihli bir tavuk restoranı satın aldı.
It's my lucky number.
Uğurlu numaram.
My name is Dr. Mindy Reinhart, and I'm a licensed mental health counselor... with the Lucky Boy Corporation's Employee Assistance Program.
Adım Dr. Mindy Reinhart Lucky Boy Şirketi'nin Personel Desteği Programı'nın ruhsal sağlık danışmanıyım.
This is a lucky car!
Bu uğurlu bir araba!
You start with Lucky, Lucky, then into Better The Devil.
"Lucky, Lucky" ile başlarsınız, sonra "Better The Devil".
All I need is just one lucky number.
Sadece uğurlu bir sayıya ihtiyacım var.
We're Lucky Oharms guys.
Lucky Charms'ın hastasıyız.
It was my lucky pair.
- Uğurlu külotumdu o.
Have fun presenting my "lucky hunch"
Benim şanslı tahminimi sunmada iyi eğlenceler.