Примеры использования: longing

I've been longing for the warm touch of skin lately...
Bugünlerde, birinin sıcaklığını arzular oldum.
You're just a parasite eaten out with jealousy and envy and longing for the lives of others.
Sadece diğerlerinin hayatlarına olan kıskançlığının ve özleminin yiyip bitirdiği bir parazitsin.
- What longing looks?
- Hangi arzulu bakışlar?
She's been waiting here for a long time.
Hep yolunu gözledi.
Once home, I longed to be back.
Eve dönersem,buraya hasret kalacağım.
I am longing for the smile you deny me.
Benden esirgediğiniz tebessüme hasret kaldım.
Longing looks across the bar.
Barın karşısından gelen arzulu bakışlar.
The eyes are longing for the love of the life to appear!
Hayatının aşkını gözleyen gözlerime görünmesi için!
Oh fire of longing.
Ey hasret ateşi!
You long for home.
- Evinizi özlemişiniz.
She's got a longing look.
Özlem dolu bakışlar.
I long to see her!
Onu öyle özledim ki!
Couldn't it be a really strong longing?
Güçlü bir arzu olmasın?
Looks like it was made with, you know, longing
Özlemle yapılmış gibi.
He said he had a longing... for home.
Evi hakkında özlem dolu... olduğunu söyledi.
I long to see my dear Lydia!
Lydia'cığımı çok özledim!