Примеры использования: locked

Not even locked.
Hatta kilitli değil.
Girl was murdered in her room, doors were locked, the windows were locked.
Kız odasında öldürülmüş, kapılar ve pencereler kitliymiş.
Lock your doors!
Kapılarınızı kilitleyin!
Notice the dad showing his boys how to lock arms and form a phalanx.
Babaya dikkat edin, oğluna nasıl kollarını kapayıp, kendini koruyabileceğini gösteriyor.
You wanna lock me up in the next cell?
Yanındaki hücreye de beni tık istersen.
You might want to lock the door behind me.
Kapıyı benim arkamdan kitlemeyecek misiniz?
-Locked cave?
- Kilit mağara mı?
- I'm locked out.
-Ben bloke edildim.
Locked himself in.
Kendini kilitlerdi.
And those assets could stay locked up in estate court for years.
Ve bu varlılar yıllarca miras mahkemelerinde bloke olabilir.
I'LL LOCK UP.
We weren't able to put a lock on the father.
Babasını durdurmayı başaramadık.
He picked the perfect time to lock in his mortgage.
Ev kredisinin faizini sabitlemek için mükemmel bir zaman seçti.
Locked room mysteries.
Kilitli oda gizemleri.
The safe, in turn, is locked in the cabinet.
Kasa dolabımda kitli vaziyette.
Lock that door.
Kapıyı kilitleyin.