Примеры использования: literate

It's terrific, exactly what "The Nation" likes... literate but a little licentious.
Harika tam "The Nation" ın sevdiği gibi... okur yazar ama biraz hovarda.
She's literate.
My father's not the most literate man.
Babam pek kültürlü biri değildir.
We'll become more informed, more literate, increasingly productive... and, well, like I said, we have a number of charts.
Bir bilgi toplumu olacağız okur yazar ve artan bir üretgenlik... ve, evet, dediğim gibi, bazı planlarımız var.
She's pretty, she's literate"
Okuma yazması var, güzel de.
And he was a very literate guy.
Çok kültürlü birisiydi.
If we teach the Hajira to read, their children will be born literate.
Eğer biz Hajira'ya okuma yazma öğretirsek, onların çocukları, okur yazar olarak doğacaklar.
When father left, I found I was literate in all things but finance.
Babası ayrıldığında, Ben okuma yazma bulundu her şeyi ama finans.
Uh, I don't think I wanna become computer literate... or mobile phone literate, either.
Bilgisayar veya telefon kullanımını öğrenmek isteyeceğimi de sanmıyorum.
Barely Literate, smells Like Feet
Zar zor okuyor, Ayak gibi kokuyor.
Can't say I've ever met a literate stonemason.
Pek fazla okuryazar taş ustasıyla tanıştığımı söyleyemeyeceğim.
I assume you're both computer literate?
Bilgisayar bildiğinizi farz ediyorum?
They're all so literate.
Hepsi çok okumuş.
The "Literate mind" bookstore, where Dr. Eve had the book signing.
Doktor Eve'n kitap imzalama etkinliğinin olduğunu okuryazar kitabevindeymiş.
You're not very computer-literate are you, Jethro?
Bilgisayarlardan pek anlamıyorsun değil mi Jethro?
A literate girl is a lonely girl.
Okuyan kız, yalnız kızdır.