Примеры использования: limited

- Limited edition of six.
- Altı adet sınırlı sürüm.
I had thought in terms of Man's own limited dimension.
Hep insanoğlunun mahdut ebatıyla düşünmüştüm.
Clever limited slip diff doing its job.
Zeki limitli serbest diferansiyel işini iyi yapıyor.
Acute conditions limit us to toxins, infections.
Akut olması bizi toksin ve enfeksiyonla sınırlandırıyor.
I know it's your party but I'd like to limit the number of museum geeks.
Biliyorum bu senin partin ama gerçekten müze insanı sayısını sınırlamak istiyorum.
He has limits.
Bir sınırı var.
Their life span is limited.
Yaşam süreleri sınırlı.
How can you be so limited?
Nasıl bu kadar kıt akıllı olabiliyorsun?
Limited ti...
Kisitli mi...
Well, then you clearly have a very limited understanding.
O zaman anlayışınız oldukça kıtmış.
-Limited liability corporations.
-Taahhütlü Limitet Kuruluşlar.
Case law that will limit the rights of all your clients.
Tüm müşterilerinizin genel haklarını belirleyecek bir kamu davası?
- Oh, let's not limit ourselves.
- Gel kendimizi kısıtlamayalım.
Dr Lloyd was pushing his limits.
Doktor Lloyd limitlerini zorluyormuş.
My time is limited.
Zamanım kısıtlı.
Did the limited partners tell you how they made their decision?
Limitli ortaklarımız sana kararlarını nasıl verdiklerini söylediler mi?