Примеры использования: landmarks

It's an architectural landmark.
Mimari simgelerden biri orası.
What a great place, a real Brooklyn landmark.
Ne şahane bir mekân, gerçek bir Brooklyn simgesi.
You have our deepest thanks... for helping us to preserve this magnificent cultural landmark.
Bu kültürel simgeyi korumamızda bize edeceğiniz yardım için gerçekten de çok teşekkür ederiz.
No, the island itself is a kind of landmark.
Yok, adanın kendi bir tür simgedir.
The icing on the cake would be that landmark status from the city.
Kekin üzerindeki krema; şehrin simgesi olmalı.
This is truly a landmark event, Janine.
Bu kesinlikle bir işaret.
It's a historic landmark.
Bu tarihi bir işaret.
No, it shouldn't be a landmark.
Hayır, olmamalı.
I didn't know your address, but I had a landmark.
Adresini bilmiyordum, ama bir işaret vardı.
If you are lost in a forest and you see a landmark, is that landmark manipulating you along a certain path?
Bir ormanda kaybolduğunda bir işaret görürsen bu işaret seni belirli bir yöne gitmeye mi iter?
It's the landmark Henri gave us.
Henri'nin bize söylediği işaret o.
If we could just find a landmark.
Ufak bir işaret falan görebilseydik.
I was searching every landmark for any sign of a planned attack, but I haven't found anything.
Planlı saldırıya ait bir iz bulmak için her işareti araştırıyordum ama hiçbir şey bulamadım.
It's a landmark.
Nasıl bir işaretse!
You saw a landmark or something, right?
Orada işaret gibi bir şey gördün, değil mi?
Should The Arcadian be a landmark?
Sizce Arcadian kentin simgelerinden biri olmalı mı?