Примеры использования: lacking

You are lacking.
Lacking that little bit of human, that gut instinct, that comes hand in hand with planet Earth.
Şu içsel sezgiden, Dünya ile el ele gelişen o insanlıktan biraz yoksunsunuz.
- What if nothing is lacking?
Peki ya hiçbir şey eksik değilse?
Unkind and lacking in compassion.
Düşüncesiz ve merhamet yoksunu.
We provide whatevers lacking.
Bizim sağladığımız eksik olanlar.
But you were repeatedly mentioned... by your colleagues as someone lacking ethics.
Ama sen, meslektaşların tarafından... ahlak yoksunu olarak bahsedildin.
Only one thing is lacking.
Yalnız bir şey eksik.
A disorganized brain is lacking in moral principles.
Karışık bir kafa ahlaki değerlerden yoksundur.
But P.D. says that the Bureau investigation of Nava has been lacking.
Polis departmanının söylediğine göre Nava araştırması yetersizmiş.
A clarity forms during it that the rest of the world is sadly lacking in.
O sırada, tüm dünyanın ne yazık ki mahrum olduğu bir belirginlik oluşuyor.
Your selection is woefully lacking.
Ürünleriniz çok yetersiz.
He is guilty of lacking good judgment.
Muhakeme yeteneğinden mahrum olduğu için suçludur.
My mother deserves the best, and you have been found lacking.
Annem en iyileri hak ediyor ve siz yetersiz olduğunuzu gösterdiniz.
Such a dutiful boy to make sure His Grace did not lack refreshment.
Majesteleri içkisinden mahrum kalmasın diye canla başla koşturan bir oğlan.
But... the experience proves to me that my spirituality was lacking.
Ama... deneyimlerim ruhaniyetimin yetersiz olduğunu gösteriyor.
I am Jack's complete lack of surprise.
-Ben Jack'in şaşkınlıktan mahrum haliyim.