Примеры использования: knot

Hold it tight till love ties the knot...
Onu sıkı tut, sevgi düğümünü, bağlayıncaya kadar...
The kingpin slider with a knot turn!
Düğümlü çivi kızağı!
Mine said I had a thing or two to learn about tying slip knots.
Benimki de ilmek bağlamayı bilmediğimi söyledi.
Any thoughts on when you and Finn are tying the knot?
Seninle Finn'in başınızı ne zaman bağlarız?
Can we tie you in a knot later.
Daha sonra seni düğümleyebilir miyiz?
Cut off his top knot.
Tepe düğümünü keselim.
Tie a knot?
Siki düğümlü mü?
Woke up here with a knot on my head just like you.
Senin gibi ben de kafamın üstünde bir ilmikle burada uyandım.
That's a big knot.
- Büyük bir yumru.
It'll give us a half knot.
Yarım mil daha dayanır.
Identical bed sheet, hangman's knot.
Aynı yatak çarşafı, yağlı ilmik.
You're dense as a pine knot.
Ulan, kafan bir çam budağı kadar kalın senin.
Their synchronised routine ties the knot.
Bu eş zamanlı döngü ile birbirlerine bağlanıyorlar.
Next thing I know, I got a knot on my head,
Sonra hatırladığım şey, kafamdaki yumruydu.
Speed: 8 knots.
Hız: 8 mil.
- Tie the knot.
- Sen ipi bağla.