Примеры использования: kiosk

I'm gonna have this done properly, at a kiosk in the mall.
Bunu alışveriş mağazasında ki köşkte doğru düzgün yapmam lazım.
Ken, the kiosk man."
Kulübesi olan adam."
No cream is finer than mall kiosk cream.
Bu krem AVM büfelerindekilerden Daha iyidir tatlım.
I was gonna get two tickets, but I was gonna use a kiosk or whatever.
Ama bir köşk kullanacaktım.
There's a gray ford parked next to the kiosk in the lot behind the building.
Binanın arkasındaki kulübenin yanında park edilmiş gri bir Ford var.
I worked an a sunglass kiosk at the mall for four years.
Dört yıl boyunca alışveriş merkezinde güneş gözlüğü büfesinde çalıştım.
50,000-plus visitors, and four hospitality kiosks.
50.000'den fazla ziyaretçi, dört tane konaklama köşkü.
He spent the night trapped in his kiosk.
Kulübesinde kapana kısılmıştı.
Actually, half a kiosk.
Aslında büfenin yarısı.
It's the rude little boy from the kiosk... and the little girl-
Köşkteki küçük kaba çocuk... ve küçük kız -
Said they would leave the cash at the front Gate Kiosk.
Nakit parayı ön kapıdaki kulübeye bırakacaklarını söyledi.
Well, I'm down to a kiosk, thanks to that place.
Şeyy, Büfe işine çevirdim, Buna da şükür.
We are waiting for Marc and the merchandise at the kiosk in Jarville.
Marc ve malum malı Jarville'deki köşkte bekliyoruz.
Your things are waiting for you at the information kiosk in the lobby.
Eşyalarınız lobideki danışma kulübesinde sizi bekliyorlar.
The eyewitnesses agree that the bomb went off in front of the kiosk just after the bus pulled out, but so far, no one's been able to I.D. a bomber.
Görgü tanıkları bomba patladığı anda otobüsün yoldan çıktığını ve büfenin önünde durduğunu söylüyorlar ancak şu ana kadar, kimse bombacının kimliğini belirleyemedi.
Little kiosk by the library.
-Kütüphanenin yanındaki büfede.