Примеры использования: keep on

Genetically hard-wired to keep on living, whatever happens.
Genetikleri, ne olursa olsun yaşamlarını sürdürmeye programlanmıştır.
An ion-powered spacecraft, however, can keep on accelerating for years...
Oysa, bir iyon-enerjili uzay aracı, yıllarca hızlanmayı sürdürebilir...
I haven't glowed in years, but I'm gonna keep on glowing.
Yıllardır ışıldamamıştım, fakat ışıldamayı sürdüreceğim.
Keep on grinding.
Çekimi sürdür.
Keep on fighting, My Lady!
Savaşı sürdürün, leydim!
No matter what happens, we all gotta keep on going.
Her ne olursa olsun, sürdürmek zorundayız!
And keep on serving them.
Ve nasıl hizmet etmeyi sürdüreceğimi bilirim.
I was weak, but I told Sue Ann, "You just keep right on praying."
Güçsüzdüm ama Sue Ann'den dua etmesini istedim.
So you run, and you keep on runnin'... and you buy yourself a bus ticket and you disappear.
Yani kaç ve kaçmaya devam et ve bir otobüs bileti al, kaybol.
But I started dancing long before this stupid workshop... and I'm gonna keep on dancing long after it.
Bu aptal gösteriden çok önce dans etmeye başladım... bundan sonra da dans etmeye devam edeceğim.
As long as you're doing what you're doing to keep the people of our hometown safe, us boys and girls here can keep on doing our jobs.
Yapmakta olduğun şeye devam ettiğin ve güvende olmamızı sağladığın sürece bizlerde burada elimizden geleni yapabileceğiz.
In fact, she invited me out there tonight and I'm going, and I'll keep on going as many days or nights or weekends as she'll have me.
Bu akşam için beni evine davet etti, ben de gideceğim ve beni istediği bütün günler ve geceler de gitmeye devam edeceğim.
You gotta keep on going, baby.
Sürdürmek zorundayız!
If you're going to keep on being picky, then drink toilet water, you idiot.
Seçici olmayı sürdüreceksen, o zaman tuvalet suyu iç, seni beyinsiz.
And I have to keep on believing that that is who he was.
Ve onun öyle kalmış olmasına inanmayı sürdürmek zorundayım.
Well, if you want me to keep an eye on the doctor, you're going to have to give me more, and you know that.
Eğer doktora göz kulak olmamı istiyorsan, bana daha fazla şey anlatman gerekiyor, sen de biliyorsun.