Примеры использования: juggle

But he has to juggle everything to achieve what he came for.
Fakat başarmak için geldiği şeyi yapmak için herşeyi dengelemek zorunda.
I, for one, can juggle wedding plans and a criminal investigation at the same time.
Ben mesela aynı zamanda hem düğünü hem de kriminal soruşturmayı dengeleyebilirim.
I have to juggle.
Bazı şeyleri dengelemeliyim.
But alf's teaching me how to juggle.
Ama Alf nasıl hokkabazlık yapılacağını gösteriyordu.
You know, it's not like one of those Book of the Month Club books that Linda reads, where the wife can just magically juggle family and some glamorous career.
Bu Linda'nın okuduğu "Book of the Month Club" kitapların birinde geçen kadın, aileyi ve kariyer sahibi olmayı sihirli bir şekilde dengeleyebilir gibi bir olay değil.
Nozzle, juggle, honka, honka...
"Emmek olsun, oynamak olsun...
Dad, I'm gonna teach myself how to juggle.
Baba, kendi kendime hokkabazlık öğreneceğim.
You know how many balls I have to juggle now?
Oynamam gereken kaç tane top var biliyor musun?
And you juggle.
Ve hokkabazlık biliyorsun.
I have been known to juggle a few numbers down at the bank.
Bankada bir kaç sayı üzerinde oynamayı biliyorum.
He could juggle and he rode on an elephant and the people loved him.
Hokkabazlık yapıyor, fili yönetiyordu ve insanlar ona bayılıyordu.
By the third kid, you know, you let them juggle knives.
Üçüncü çocuktan sonra, onların bıçaklarla oynamasına göz yumuyorsunuz.
I can dance, juggle, card tricks...
Dans edebilirim, hokkabazlık ve kart numaraları yaparım.