Примеры использования: jordan

I didn't know where Jordan was.
Ürdün'ün nerde olduğunu bilmiyordum.
It has never, ever snowed in Jordan.
Ürdün'de asla kar yağmamıştır.
Our alumni receive their bulletins in ashrams in India and in palaces in Jordan.
Mezunlarımız, mezunlar dergisini Hindistan'daki tapınaklarda ve Ürdün'deki saraylarda okuyor.
There's carla bruni, queen noor of jordan...
Carla Bruni var, Ürdün Kraliçesi Noor var...
We met while studying at Jordan University of Science and Technology.
Ürdün Bilim ve Teknoloji üniversitesinde tanıştık.
Franklin's cell phone lit up in Jordan.
Franklin'in cep telefonu Ürdün'de çalıştı.
I served in Jordan Valley.
Ben Ürdün Vadisi'nde hizmet verdim.
This is about the Jordan Valley.
Ürdün Vadisi yüzünden.
And you guys, Jordan, Victor, Joel...
Ve sizler, Jordan, Victor, Joel...
Her name is Jordan Karfton, and she lives on Shula Lane.
Jordan Karfton, Shula Lane'de yaşıyor.
So, Rickie, Angela's in love with Jordan Catalano.
Rickie Angela, Jordan Catalano'ya aşık.
Maggie Jordan, this is Rebecca Halliday, our lawyer.
Maggie Jordan, bu avukatımız Rebecca Halliday.
James Jordan was found dead... the victim of an apparent murder.
James Jordan ölü bulundu... bir cinayetin kurbanı olduğu açık.
Miller and Jordan and a cast of characters... that is not afraid to win.
Miller ve Jordan, ve kazanmaktan korkmayan... bir grup karakter.
Rory, this is Andy, Sara, Jill, Marla, and Jordan.
Rory, bunlar Andy, Sarah, Jill, Marla ve Jordan.
Abbott, Jordan, Bacon, Pardo, Butler...
Abbott, Jordan, Bacon, Pardo, Butler...