Примеры использования: into

Are we going into a volcano?
- Bir volkanın içinemi gidiyoruz.?
- I changed into something comfortable.
Daha rahat bir şeyler giydim.
- to get into it?
- ...daha iyi olmaz mı?
He's going into his flat.
Daha bitmedi, bitmedi.
Into the Further we go.
Daha da öteye gidiyoruz.
I retreated into what seemed like reason.
Daha mantıklı olacağını düşündüğüm yola sığındım.
The army helped bring Hitler into power.
Ordu Hitler'e iktidara gelmesi için yardım etmişti.
Okay, so, Emma has tea with Vince Cropper, he takes her into the basilica, he stabs her, he returns to her office, recovers his mug, and washes it.
Tamam, yani, Emma'nın Vince Cropper'la çayı var, büyük klisenin içinde onu alır, onu bıçaklar, sonra onun ofisine geri döner, kupasını geri getirir ve onu yıkar.
I WAS INTO FREE LOVE.
Daha serbest bir ilişki arıyordum.
Put your backs into it, men!
Daha hırslı beyler!
Another ball into pocket!
Bir top daha deliğe.
You nearly slammed into my girlfriend.
Daha birkaç gün önce kız arkadaşıma çarpacaktınız neredeyse.
I'm into men.
Daha çok adamlarla ilgileniyorum.
Forty-eight into 120?
- 48'e 120 mi?
We heading' into Harlem, man.
Harlem'e doğru gidiyoruz!
I got into...
Yale'e...