Примеры использования: intertwined

Will they intertwine like this?
Bu şekilde sarılacak mı?
Your birthday and the number engraved on my wristwatch are so perfectly intertwined
Doğum günün ve kol saatime kazınmış sayılar birbirine kusursuzca sarılmış.
I just thought maybe our spirits could intertwine, you know?
Belki ruh ikizi olabiliriz diye düşündüm, anladın mı?
It tries to intertwine those name in the invoices... with the names of those registered doctors.
Faturalardaki isimleri ve doktor isimlerini karşılaştır.
As long as you understand that from this point forward, our hands will be intertwined.
Bu noktadan sonra her bakımdan birbirimize bağlı olacağımızı anladığın sürece sorun yok.
Ever since the Moon and Earth became intertwined... the energy from the Earth's gravitational tug... has been causing the Moon to spiral away from our planet.
Ay ile Dünya'nın çekim güçleri birbirlerini etkilemeye başladığı andan bu yana Dünya'mızın çekim gücü etkileri nedeniyle Ay her geçen an gezegenimizden biraz daha uzaklaşıyor.
Their bodies all intertwined.
Birbirine dolaşan vücutlarını.
She said that your karma and mine..., ...they're intertwined.
Dedi ki senin karman ve benimki... iç içe geçmişler.
But intertwined in the core of it, we have a tapeworm.
Ama çekirdeğine sarılmış bir tenya var.
Should our fingers not intertwine?
Parmaklarımızı birbirine geçirmese miydik?
May roses round your head, a wreath intertwine.
Başının çevresinde güller dolansın, birbirine sarılsın, çelenk olsun.
You used the word "intertwined."
"Birbirine karışmış" kelimesini kullandınız.
AII the pink flamingos are intertwined As the stars come out to play
Pembe filamingolar sarılmış Yıldızların altında
Our lives have always been intertwined but in recent years he has always said what I have to do.
Hayatlarımız her zaman birbirine sarılı oldu ama son yıllarda, ne yapmam gerektiğini söyleyen her zaman o oldu.
No... their branches intertwined, and they spent the rest of their days in each other's embrace.
Hayır,...dalları birbirine dolandı ve hayatlarının geri kalanını birbirlerini kucaklayarak geçirdiler.
Our paths have been intertwined since before we even met, and I'm not talking about DNA.
Bizim yollarımız daha biz tanışmadan bile önce birbirine dolanmıştı ve kastettiğim şey DNA konusu değil.