Примеры использования: insatiable

He's just... insatiable.
Sadece biraz doyumsuzdur.
Hooke's insatiable curiosity encompassed absolutely everything.
Hooke'un doymak bilmez merakı kesinlikle her şeyi kapsıyordu.
Sister, you're insatiable.
Rahibe, çok açgözlüsünüz.
I have an insatiable desire for fame.
Doyumsuz bir şöhret arzum var.
- Oh, your insatiable eyes...
Insatiable and thank less mob!
Açgözlü, nankör serseriler!
I'm like an insatiable baboon in the bedroom.
Yatak odasında doyumsuz bir babun gibiyim.
He's insatiable.
Aya was a towering intellect with an insatiable curiosity.
Aya açgözlü bir meraka sahip yükselen bir zekaydı.
You are insatiable.
Ne kadar doyumsuzsun.
The crows seem insatiable.
Kargalar doymak bilmiyor.
Ray is insatiable.
Ray çok açgözlü.
They're posturing egomaniacs driven by an insatiable lust for power.
Onlar, güce doyumsuz tutkuyla bağlı egomanyak kişikliklerdir.
And we have an insatiable appetite.
Ve artık doymak bilmeyen bir iştahımız var.
Spunky, insatiable.
Cesaretli, açgözlü.
She was insatiable.
Doyumsuz biri.