Примеры использования: inmate

- This inmate.
Şu mahkûm.
Not as an inmate, never as an... er... as an inmate.
Buranın bir sakini değilim... şey... asla.
- An inmate.
- Bir mahkûm.
I'd like to meet the oldest inmate.
Buranın en yaşlı sakiniyle görüşmek istiyorum.
Inmate name.
Mahkum adı.
Uh, my name is Betty Canuso, and I don't know if you heard... but a week ago, Eastern State Correctional Facility was forced to release... 25% of its inmates due to overcrowding.
Benim adım Betty Canuso ve duydunuz mu bilmiyorum ama... bir hafta önce, Doğu Eyaleti Islahevi fazla kalabalık olduğu gerekçesiyle sakinlerinin %25'ini salıvermek zorunda kaldı.
Inmate, settle down!
mahkum, sakin ol!
Apparently, inmates don't like former cops.
Anlaşılan sakinler eski polislerden hoşlanmıyormuş.
Well, uh, I'm not one to be a rat but you might have released an inmate in error.
Gammazlık yapacak biri değilim fakat bir tutukluyu serbest bırakmakla hata etmiş olabilirsiniz.
I've never experienced an inmate who had a positive effect from challenges.
Daha hiçbir hastanın zorlukları başarı ile atlattığını görmedim.
We'll make our decision without the inmate present.
Kararımızı tutuklu yokken vereceğiz.
Well, I'd say it's the insane-asylum inmate.
Bence tımarhane hastası.
Your husband has been a model prisoner, an inspiration to guard and inmate alike.
Kocan örnek tutuklu oldu hem gardiyanlara hem de diğer tutuklulara ilham veriyor.
For all our inmates there was a time before.
Bütün hastalarımız için daha önce de bir zaman vardı.
You have a collect call from an inmate in a correctional facility.
Cezaevindeki bir tutuklu tarafından ödemeli aramanız var.
I'm trying to map the inmate's social and emotional abilities.
Hastaların sosyal ve duygusal becerilerini saptamak istiyorum.