Примеры использования: inherit

They will be the ones who will inherit this Earth.
Dünya'yı devralanlardan biri olacaklar.
To be honest, in this day and age, he cannot inherit the company just because he's your grandson.
Sırf aile şirketi diye yönetimi onun devralması mı gerekiyor?
Dad, I'm not inherit you company.
Şirketini devralmaya niyetim yok.
- You can inherit your father's company.
- Babanın işini devralmayacak mısın?
"Wives serve, brothers inherit." Rule of Acquisition number 139.
"Eşler hizmet eder, kardeşler devralır " Kazanç kuralları 139, yanılmıyorsam.
You inherit problems and you use the resources at hand to do what you can.
Sorunları devralıyorsunuz ve elinizdeki imkânlarla çözmeye çalışıyorsunuz.
Charles will inherit my throne.
Charles tahtımı devralacak.
A baronet, will inherit the title and the estate.
Bir baronet, serveti ve unvanı devralacak.
Jaime cannot marry or inherit lands.
Jaime evlenmek ya da toprakları miras alamaz.
Nobody thought it was possible he would inherit.
Kimse onun miras alacağını düşünmemişti.
Especially if we're going to inherit the family show.
Özellikle de aile gösterisini miras alacaksak.
I didn't inherit this Kingdom, I won it.
Bu krallığı miras almadım, kazandım.
With no money, no property to call your own save that poor Fraser land you'll inherit.
Beş parasız, kendini kurtaracak özellikten yoksun kötü Fraser arazisini miras alacaksın.
Cousin Kaidu will inherit his lands, his armies, his people.
Kuzen Kaidu onun topraklarını, ordularını ve halkını miras olarak alacak.
And this is where we inherit our instincts.
Bu da bize içgüdüleri miras olarak aldığımızı gösterir.
So that he could inherit Caesar's divinity together with all the rest.
Öyle ki, geri kalanlarla Sezar'ın tanrısallığını miras alabilsin.