Примеры использования: inference

What inference is that?
Well, Toby's tried hierarchal inference techniques, recall exercises--
Toby hiyerarşik çıkarsama tekniklerini denedi hatırlama egzersizleri...
Oh, my inference is justified.
Sonucumda haklı bir şeyler.
Now that he's in our orbit, perhaps you should draw your own inferences.
Şimdi yörüngemizde olduğuna göre, belki de kendi çıkarımını yapmalısın.
Sounds like you've got a lot of inference and innuendo for your investigators to follow up on.
Belli ki müfettişlerinin takibi için bolca sonuç ve kinaye çıkartmışsın.
Well, if you drew that inference that the material had been taken by the FBI, don't you think the police would?
Malzemelerin FBl tarafından alındığı çıkarımına vardıysanız polis de öyle düşünmez mi?
The validity of inference.
Sonuca varmanın geçerliliği.
- l resent the inference.
- Bu sonuçtan gücendim.
Inference, the dead man knew something about it, something that would stop the owner getting paid £30 million.
Sonuç, ölü adam bunun hakkında bir şeyler biliyordu, ...sahibinin 30 milyon poundu kazanmasını engelleyecek bir şey.
By inference, yes.
You are too timid in drawing your inferences.
Çıkarsamalarını resmetmekte çok ürkeksin.
I believe your inference is justified.
Sonucunda haklı çıktın diyebilirim.
Was her inference right?
Çıkardığı sonuçta haklı mıydı?
Well, I resent your inference.
Bu sonucu çıkarmanıza içerledim.
The safest inference would be these are animals that have highly elaborated emotional lives.
Bundan çıkarabileceğimiz en kesin sonuç, bu hayvanların son derece ayrıntılı duygulara sahip bir hayatları olduğudur.
But I reject your inference.
Ama çıkardığın sonucu kabul etmiyorum.