Примеры использования: indulgent

I was too indulgent with him.
Ona karşı fazla hoşgörülü oldum.
And according all things Michelle and Paul Adams, they're loving, indulgent parents.
Michelle ve Paul Adams hakkındaki her şey şefkatli ve hoşgörülü insanlar olduklarını gösteriyor.
You're self-indulgent.
Don't be indulgent.
He's self-indulgent, immature.
O olgunlaşmamış ve rahatına düşkün.
I'm too indulgent.
Çok anlayışlı biriyim..
Jean is not indulgent.
Jean anlayışlı değil.
Mr. Brooks was kind enough not to question your absence, but I am not feeling so indulgent.
Bay Brooks yokluğunu sorgulamayarak kibarlık etti ama ben o kadar anlayışlı değilim.
We've been far too indulgent with Tom.
Tom'a fazla müsamaha gösterdik.
But I am feeling indulgent.
Ama anlayisli günümdeyim.
It isn't indulgent.
Hiç müsamaha göstermiyorsun.
I was far too indulgent.
Sana karşı çok anlayışlıydım.
You want me to be indulgent with you.
Sana müsamaha göstermemi istiyorsun.
Self-indulgent.
All geniuses are self-indulgent and selfish
Bütün dahiler rahatına düşkün ve bencildir.