Примеры использования: increased

Patient's headaches increased.
Hastanın baş ağrıları artınca...
That's exactly what we expect from greenhouse warming, but the opposite of what increased solar output would cause.
Tüm bunlar sera etkisi sonucu tam olarak görmeyi beklediğimiz etkiler olurken güneş enerjisinin artması sonucunda ise bunun tam tersi etkiler yaşanacaktır.
Increase his dosage of methylprednisolone.
Metilprednizolon dozunu arttırın.
- What kind of increase?
- Ne çeşit bir yükseltme?
And now that you're the opposition, the problems will increase.
Ve şimdi karşımdaki siz olduğunuz için, sorun daha da büyüdü.
It's their increase what's crowding me.
Ama o kadar çoğaldılar ki, kaçamıyorum.
Unafraid, although the danger just increased
Korkmadan, tehlike arttığında bile...
Because of the increased pressure.
Kafa içi basıncının artması yüzünden.
But the accidents had increased e blackout left to have favor.
Ama, kazaların artışıyla artık olayın pek espri tarafı kalmamıştı.
But the hearings had increased.
Ne var ki katılım arttı.
Increase it?
Increase the magnification on the occipital lobe.
Oksipital lobu biraz daha büyüt.
We'll hit a five-fold increase by August.
Ağustos'a kadar beş katına yükseleceğiz.
When it is time to increase the herd, my provider will select one for me.
Sürüyü çoğaltma zamanı gelince ebeveynlerim bana uygun bir eş seçecektir.
Oligoclonal bands and increased intrathecal IgG.
Oligoklonal band ve intratekal intergranüler korozyonda artış var.
"The price of petrol has been increased by one penny
"Petrol'ün fiyatı 1 penny arttı.