Примеры использования: inclined

I know you're inclined to bear a grudge, so just remember I know about 10% of your secrets.
Sana bir kin eğimli olduğunu biliyorum, bu yüzden sadece senin sırlarını yaklaşık% 10 biliyor hatırlıyorum.
I'm inclined to believe him.
Ona inanmaya meyilliyim.
Why do you think it is that mankind is so inclined towards hating one another?
Sence neden insanoğlu birbirinden nefret etmeye bu kadar yatkın?
You may not be as... academically inclined as are we.
Akademik olarak biz kadar yetenekli olmayabilirsin.
And how do I so incline you?
Peki ben seni nasıl yönlendirebilirim?
The body's on an incline, head down.
Vücut yatırılmış, kafa aşşağıda.
When he was here he did incline to sadness, and ofttimes not knowing why.
burada olduğu zaman sık sık hüzünlenirdi ve neden olduğunu bilmezdi.
One not inclined to exaggeration.
Abartıya eğilimli olmayan birinden.
Well, it would help if you were musically inclined.
Müziğe eğilimli olsan kolay olurdu.
You would look down, your face inclined like you were enchanted, sleeping alone there, in front of the TV.
Aşağı bakıyordun, yüzün eğik sanki büyülenmiş gibiydin, orada televizyon önünde bir başına uyuyordun.
I'm inclined to give you a shot.
Sana bir şans vermeye istekliyim.
- Vito: five minutes at no incline.
Eğilmeden 5 dakika...
There are those who incline to evil
Bazıları vardır,şeytana meylederler
You must go wherever your heart inclines you.
Kalbin seni nereye sürüklüyorsa gidebilirsin.
Now we've got an inclined plane.
Şimdi eğimli bir düzlem var.
I should be inclined to stop you.
Seni durdurmaya meyilli olurdum.