Примеры использования: inanimate

It's extraordinary how inanimate the whole thing seems.
Her şeyin o kadar cansız görünmesi olağanüstüdür.
Have you ever made friends with an inanimate object?
Cansiz nesnelerle arkadaslik kurdun mu?
Did a spark turn inanimate matter into something that can grow, reproduce, and evolve something we would define as alive?
Bir kıvılcım cansız maddeyi büyüyebilen, çoğalabilen ve evrimleşebilen -- canlı diye tanımladığımız bir şeye dönüştürmüş olabilir mi?
WELL, DISH TOWELS ARE JUST INANIMATE OBJECTS, PEGGY.
Bulaşık havluları cansız nesnelerdir, Peggy.
Because you are an inanimate object!
Çünkü sen cansız bir nesnesin.
Her Facebook wall has a link to a site about dating inanimate objects.
Facebook duvarındaki bir bağlantı cansız maddelerle çıkmakla ilgili bir siteye yönlendiriyor.
- It's an inanimate carbon rod!
- Sönük bir karbon çubuk!
Why do people have to call inanimate objects "she"?
Neden insanlar cansız varlıklara "dişi" derler?
Cameras are inanimate objects.
Seems it feeds exclusively on electrons found in inanimate sources.
Görünüşe göre cansız varlıklardaki elektronlarla besleniyorlarmış.
So inanimate objects would grow,shrink,and bend.
Yanı cansız varlıklar, büyüyor, büzülüyor ve eğiliyor.
Among other gifts, Sybo can receive impressions from inanimate objects.
Yeteneklerinden biri de, Sybo cansız nesnelerden duyum alabilir.
we want to believe that there're some kind of deliberate intention behind everything, even where inanimate objects are concerned.
söz konusu cansız şeyler bile olsa olan her şeyin ardında bir mananın yatması gerektiğini düşünüyoruz.
I'll show him inanimate!
Ben ona sönük neymiş gösteririm!
He is not an inanimate object.
O cansız bir varlık değil.
They live in inanimate objects like a lamp or a ring.
Lamba ya da yüzük gibi cisimlerin içinde yaşarlar.