Примеры использования: inadequate

In my dreams, I'm surprisingly inadequate.
Çünkü kendi rüyalarımda şaşırtıcı derecede yetersizim.
But killing you is inadequate.
Seni öldürmek yeterli gelmeyecektir.
With inadequate response in the crucial early stages of the investigation, it will be hard for the police to escape blame...
Bu elverişsiz ortam, soruşturmanın kritik olan ilk aşamasında polisin bütün sorumluluğu üstüne almasını zorlaştırıyor.
You shouldn't feel inadequate.
Eksik hissetmemelisin.
Buzz feels inadequate because he lost his job at Foot Locker.
Buzz kendisini yetersiz hissediyor çünkü Foot Locker'daki işini kaybetti.
He does feel completely inadequate to be a father.
Kendini baba olacak kadar yeterli görmüyor.
That would make any woman feel inadequate.
Bu her kadına kendini eksik hissettirir.
Well, I'm no expert, but that sounds inadequate to me.
Uzman değilim ama bu bana yetersiz geldi.
Perhaps you've been feeling inadequate at work lately?
Belki son zamanlarda, işte biraz eksik hissediyorsundur.
Low or inadequate pressure can cause weakness or failure.
Düşük veya uygunsuz basınç, zaafiyete veya yetmezliğe sebebiyet verebilir.
- How do you spell "inadequate"?
- "Yetersiz" nasıl yazılır?
But you're not inadequate.
Ama sen yeterlisin ki .
It seemed to me to be a sort of sadly inadequate life.
Bu bana, üzücü biçimde eksik bir hayat gibi geliyor.
Well, that sounds vague and inadequate.
- Muğlak ve yetersiz bir vaat.
And I mentioned it seemed a little inadequate for 32 children there.
Revire bir göz attım, açık söyleyeyim 32 çocuk için yeterli değil.
"Mr. Destro, once again, we must deny your application, due to inadequate collateral."
"Bay Destro, eksik teminat sebebiyle başvurunuzu tekrar reddetmek durumundayız."