Примеры использования: in the meantime
- все
- bu arada
- bu arada
- прочие переводы
In the meantime, I'm tying up some loose ends.
bu aradada, Bazı yarım kalmış işleri tamamlıyorum.
And in the meantime, should I get started on a passport and visa for him?
Bu arada onun pasaport ve vize işlamlerine başlayayım mı?
In the meantime, they found something on Mandy's phone records.
Bu arada Mandy'nin telefon kayıtlarından bir şey bulmuşlar.
In the meantime, see if you can't get Charlie into a few colleges while I'm gone.
Bu arada bak bakalım ben yokken Charlie'yi üniversiteye sokabilecek misin.
In the meantime, we need your help catching whoever it is that tried to kill you.
Bu arada, sizi öldürmeye çalışan kişiyi yakalamak için yardımınız gerekiyor.
In the meantime, Brandon, let's hear what you've got.
Bu arada Brandon, ne yaptığını bir dinleyelim.
In the meantime, there have been horrible noise complaints from the neighbors.
Aynı zamanda, komşulardan korkunç gürültü şikayeti oluyor.
In the meantime, you need to stall Dash!
In the meantime, Red John is gonna kill again.
Bu arada Red John tekrar öldürmeye başlayacak.
In the meantime, it would be a good idea if you could go home and get some rest.
Bu arada eve gidip biraz dinlenmeniz sizin için iyi olur.
But in the meantime, did anyone else see you with Mason?
Bu arada seni Mason'la birlikte gören var mı?
In the meantime, we are fast approaching the annual vote to authorize the selling of bonds to cover the city's expenditures.
Bu arada, tahvillerin satış yetkisinin şehir harcamalarını kapsayan yıllık oylamalarına da hızla yaklaşıyoruz.
In the meantime, we've got Adam on auto theft, but if he doesn't start talking to us soon, we're going to run out of time to find the Castillo girl.
Bu arada, Adam'ı araba hırsızlığından tutuyoruz ama yakın zamanda konuşmaya başlamazsa Castillo'ların kızını bulma şansımızı kaybedeceğiz.
And in the meantime they'll do everything they can to keep me away from you.
Bu süre içinde bizi ayırmak için yapabilecekleri her şeyi yapacaklar.
In the meantime, I would ask you to do your best to co-operate with the authorities and to answer any questions.
Bu süreçte yetkililerle iş birliği yapmak ve sorularını cevaplamak için elinizden geleni yapmanızı istiyorum.
And in the meantime, don't do anything that I wouldn't do, and I mean that.