Примеры использования: imprison

How did my sweet sister persuade the King to imprison his dear friend Ned?
Tatlı ablam kralı, sevgili dostu Ned'i hapsetmeye nasıl ikna etti?
Come on, imprison them?
Söyle hapis mi edelim onları?
We don't imprison ours, we set them free.
Biz hapsetmeyeceğiz, özgür bırakacağız.
Imprison her.
Hapse atın onu.
Why did you imprison me?
- Beni neden hapsettin?
We all imprison ourselves.
Kendi kendimizi hapse tıkıyoruz.
You can't imprison the truth.
Gerçeği hapsedemezsiniz.
Your own people imprisoned you.
Seni kendi halkın hapse tıktı.
They don't imprison a single banker for stealing billions of taxpayer dollars.
Vatandaştan milyarlar çalan bankerleri tutuklamazlar.
- My son was imprisoned too.
- Benim oğlum da hapse atıldı.
You can't imprison me without due process.
Yargı süreci olmadan beni tutuklayamazsınız.
She was captured, imprisoned.
Kız yakalanıp hapse atılmış.
Why'd they imprison you?
Seni neden tutukladılar?
The Ten were imprisoned.
Imprison her.
They use it to imprison and to enslave.
Sizi hapsetmek ve köle yapmak için kullanıyorlar.