Примеры использования: impoverish

No more liras will be paid to international... financial monopolies, which impoverished our country for years and... which seized our people's bread.
Yıllarca ülkemizi yoksullaştırmış halkımızın aşına ekmeğine el koymuş olan uluslararası finans tekellerine bundan sonra tek kuruş aktarılmayacaktır.
"Hound them, impoverish them, exploit them, imprison them...
Onları kovala, zayıflat, sömür, hapse tık.
What happens to impoverished societies.
Fakirleşen toplumlara ne olur?
What I'm less sure of is why counseling impoverished women is a crime.
Emin olamadığım şey yoksul kadınlara danışmanlık yapmanın neden suç olduğu.
Because impoverished, uneducated people make more compliant subjects, is that right?
Çünkü yoksul, eğitimsiz insanlar daha uyumlu denekler, değil mi?
"Impoverished people.
- Yoksul mu gördün?
And thanks to compromise, 25 million impoverished children just got the Christmas gift they deserve.
Uzlaşmamız sayesinde, 25 milyon yoksul çocuk hak ettikleri Noel hediyesini aldı.
An emotional pull your life is too impoverished to provide.
Yoksul olabilirim ama .Bu duygusallıkla masrafların hakkından gelebilirim.
These forced holidays, they damage the country's economy, stop vital works, and in fact they also impoverish workers.
Zorunlu tatiller ülke ekonomisine zarar veriyor, günlük işleri durduruyor ve aslında işçileri fakirleştiriyor.
Your life is impoverished, Hegemon.
Hayatın çok yoksul, Hegemon.
It's a multimillion-pound industry that impoverishes our culture
Kültürümüzü zayıflatan, milyon dolar pound'luk bir endüstri
No doubt as a result of his impoverished upbringing and other societal factors beyond his control.
Fakirleşmiş yetiştirilmesinin ve kontrolü ötesindeki diğer toplumsal faktörlerin bir sonucu olduğuna şüphe yok.
We live in impoverished times.
Biz fakirleşmiş bir dönemde yaşıyoruz.
I discovered the most wonderful characteristics of city poor the aristocratic spirit that had vanished from the houses of the rich and had moved to the homes of the impoverished.
Zenginlerin evlerinden uçup yoksulların evlerine taşınan o aristokrat ruh.
We put together packages to send to impoverished and war-torn areas.
Yoksul ve savaş bölgelerindeki insanlara gönderilmesi için paketler hazırlıyoruz.
For generations, men of my family have been impoverished squires.
Nesillerdir, sülalemin tüm erkekleri yoksul Samuray yamakları oldular.