Примеры использования: impose

Are you saying we should impose martial law?
Askeri kanunları uygulamalı mıyız?
I didn't want to impose on you at such a time.
Böyle bir zamanda sana yüklenmek istemedim.
I'm afraid I've had to impose on you, Mr Verloc.
Korkarım ki sizden bir şekilde yararlanmak zorundaydım Bay Verloc.
You shall not impose your pagan ideals within my kingdom.
Pagan ülkülerini krallığımda dayatmayacaksın.
But do you think I could impose on his generosity just once more?
Fakat sadece bir kez daha onun cömertliğini zorlayabileceğimi sanıyor musun?
Unless we impose rules upon the next pope, the disease will spread.
Gelecek papaya uyması için kurallar dayatmazsak, hastalık yayılacak.
I don't want to impose or anything.
Seni zorlamak istemiyorum.
Men and women who hate and kill to impose their views on anyone who disagrees with them.
Kendileriyle aynı görüşte olmayanlara kendi görüşlerini dayatmak için öldüren erkekler ve kadınlar.
The life they impose on us makes organisation difficult.
Bize dayattıkları hayat, organize olmayı zorlaştırıyor.
You can't impose a secret on an ex post facto basis.
Her şey olup bittikten sonra insanı sır tutmaya zorlayamazsın.
I can see no other option right now but to impose martial law on the city of Los Angeles.
Şu an için, Los Angeles'ta, sıkı yönetim uygulamaktan başka bir seçenek göremiyorum.
It's selfish to impose that on someone you love.
Bunu sevdiğiniz birine yüklemek bencilce.
These property seizures that you want to impose, who's gonna have to live with those decisions?
Şu senin uygulamak istediğin elkoyma kararları o kararlar kimin hayatını etkileyecek?
I have placed upon the activities of the police then perhaps I have imposed too much.
Polisin yapması gerekenden çok daha fazlasını gereğinden fazla yüklemiş olabilirim.
I request a warrant to impose the true death.
Gerçek ölümü uygulamak için izin istiyorum.
May I impose upon your generosity once again?
Cömertliğinizi bir kez daha zorlayabilir miyim?