Примеры использования: impaired

We heard that you were in Philadelphia, a school for the... visually impaired.
Philadelphia'da olduğunu duyduk görme engelliler okuluna gidiyormuşsun.
It will impair your night vision.
Gece görüşünüzü bozar.
Visually impaired.
Görme engelli.
That will impair the flavour.
Hayır, lezzeti bozar o biraz.
Suddenly I pretend I'm stupid and hearing impaired.
Birden salak ve işitme engelliymişim gibi davranıyorum.
He sustained various lacerations a concussion, and severe back trauma which will, I'm advised, impair for the rest of his life his ability to walk.
Ciddi yaraları var beyin sarsıntısı, ve hayatının geri kalanında yürüme kabiliyetini bozacak olan ciddi sırt travması.
He was hearing and speech impaired.
O duyma ve konuşma engelliydi.
Can impair memory, if you...
Hafızayı bozabilir, eğer siz...
Why do you all people think that just because he's blind... or impaired or-or not a freakin' doctor, he's not worth something?
Neden hepiniz kör veya özürlüyse ya da lanet olası bir doktor olamayacaksa hayatının yaşamaya değer olmayacağını düşünüyorsunuz?
And, what, you're afraid it's gonna impair his vision?
Görmesini zayıflatacağını mı düşünüyorsunuz yani?
Spell it out for those of us that are paranormally impaired.
Bizim gibi paranormal özürlülere daha açık anlatmalısın.
It will impair their judgment.
Karar güçlerini zayıflatacak.
Vision impaired.
Görme özürlü.
To impair you.
Seni zayıflatmak için.
I am fashion-impaired.
Ben moda özürlüyüm.
It impairs your immune system, makes you susceptible to all the AIDS stuff without actually having AIDS.
Bağışıklık sistemini zayıflatıp, AIDS olmamana rağmen AIDS'de görülen komplikasyonlara karşı seni savunmasız kılıyor.