Примеры использования: impair

It will impair your night vision.
Gece görüşünüzü bozar.
You were raised to be impaired.
Sen hasarlı yetiştirilmişsin.
It will impair their judgment.
Karar güçlerini zayıflatacak.
He sustained various lacerations a concussion, and severe back trauma which will, I'm advised, impair for the rest of his life his ability to walk.
Ciddi yaraları var beyin sarsıntısı, ve hayatının geri kalanında yürüme kabiliyetini bozacak olan ciddi sırt travması.
I need to match the Ex-Stem Cells to the impaired organ.
Hasarlı organının kök hücreyle uyuşması lazım.
It impairs your immune system, makes you susceptible to all the AIDS stuff without actually having AIDS.
Bağışıklık sistemini zayıflatıp, AIDS olmamana rağmen AIDS'de görülen komplikasyonlara karşı seni savunmasız kılıyor.
It impairs our judgment.
Karar yetimizi zayıflatır.
A flash-bang grenade temporarily impairs hearing and vision.
Flaş bombası geçici olarak duymayı ve görmeyi zayıflatır.
And, what, you're afraid it's gonna impair his vision?
Görmesini zayıflatacağını mı düşünüyorsunuz yani?
That will impair the flavour.
Hayır, lezzeti bozar o biraz.
I believe the right hemisphere of her brain is seriously impaired and inflamed.
Beyninin sağ lobu ciddi şekilde hasarlı ve iltihaplı.
To impair you.
Seni zayıflatmak için.
Can impair memory, if you...
Hafızayı bozabilir, eğer siz...
Don't let having only one eye impair your vision.
Tek gözünüzün olmaması görüşünüzü bozmamalı.
The shock and the horror of what just happened... will surely impair their judgment.
Olanların korkusu ve şoku yargılarını bozar.
The trifecta -- Weapon, ammo, and impaired judgment.
Bahis ---silah, mermi ve bozulan karar verme yetisi.