Примеры использования: illicit

Agent Einstein informed me that you requested that she administer an illicit substance to you in your rather reckless attempt to talk to an alleged mass murderer.
Ajan Einstein bana katliam yapan bir katille konuşma girişimin için sana yasadışı bir madde vermesini istediğini söyledi.
Does it add a tingle of the illicit to the conversation?
Konuşmaya illegal bir şey mi katıyor?
Certain substances of an illicit nature.
Yasa dışı bazı maddeler.
If you want an illicit cuddle or two,
Kanunsuz bir ya da iki kucaklama istiyorsan,
An F.B.I. Agent who had an illicit affair with her partner, a man who turned out to be a traitor.
Vatan haini çıkan eski ortağı ile yasak ilişki yaşayan bir FBI ajanı.
We believe he had illicit financial dealings prior to his death.
Ölümünden evvel bir takım yasadışı mali işlemlerde bulunduğunu düşünüyoruz.
But others suspected that burst of energy was from something much more illicit than confidence.
Fakat diğer şüphelenilen şey ise, bu enerji patlaması güvenden çok illegal birşeyden kaynaklıydı.
Illicit, even.
Yasa dışıymış gibi hatta.
I suppose those are the consequences of conducting illicit drug trials... without bothering to notify your own university, let alone the FDA.
Kanunsuz ilaç denemeleri yapmanın bedeli herhalde Federalleri bırak kendi üniversiteni bile uyarmadan hem de.
She fled their illicit love nest after a mysterious e-mail from Sarah on the eve of her murder.
Cinayetin öncesindeki gece, Sarah'dan gelen gizemli bir mail sonrası yasak aşk yuvalarından kaçıveriyor.
I got rid of every illicit substance I found.
Yasadışı bulduğum ne varsa yok ettim.
Do I need to remind you that you are grounded for a lot of other illicit activities?
Diğer illegal davranışlarından ötürü cezalı olduğunu hatırlatmama gerek var mı?
Thanks for the illicit drugs.
Yasa dışı ilaçlar için teşekkürler.
And his firm is involved in various illicit activities here in the states and overseas.
Şirketi burada ve denizaşırı ülkelerde çeşitli kanunsuz işlere bulaşmış.
I caught them having an illicit liaison and the way they were talking was totally perverted.
Onları yasak aşk yaşarken yakaladım ve konuşmaları tamamen sapıkçaydı.
I'm the man in charge of the pension funds and I find out one of my secretaries has discovered my illicit activity.
Emeklilik fonunda sorumlu adam benim diyelim ve sekreterlerimden biri yasadışı hareketlerimi keşfetti.