Примеры использования: hurdle

First hurdle past.
Birinci engel aşıldı.
The first hurdle for the true warrior.
Gerçek savaşçı için ilk güçlük.
Jayne, I do believe that's our first hurdle.
Jayne, sanırım ilk engelimiz bu.
I'll handle this the way I've gotten you over most of your life's major hurdles.
Hayatındaki bütün esaslı güçlükleri hallettiğim gibi bunu da hallederim.
The Swamp has two hurdles.
Bataklık'ın iki güçlüğü var.
First hurdle down.
Birinci engel geçti.
Most hurdle onwards to the far reaches of the cosmos,
Çoğu evrenin uzak köşelerine ulaşana kadar birçok engelle karşılaşır.
Look, there's no denying we have an additional hurdle to overcome.
Önümüzde aşmamız gereken engeller olduğunu inkar etmiyorum.
As soon as I get over this hurdle, I'll be me.
Bu sorunu halleder halletmez eski ben olacağım.
I thought I was the answer to our "investigatory hurdles."
Bu tarz şeyleri ben hallediyorum sanıyordum.
The hurdles that are faced by people with multiple marriages.
Çok evlilik yapmış kişilerin karşılaştığı sorunlar.
Ted, baby doll, minor hurdle.
Ted bebişim, o benim için küçük bir engeldi.
The final hurdle is proving harder to negotiate than we imagined.
Son engel düşündüğümüzden daha zorlu çıktı.
Let anyone be a hurdle, if you've self confidence, world is yours...
Bırak biri engel olsun, kendine güvenin varsa, dünya senindir...
And I will never tolerate an ordinary girl becoming a hurdle... in performing that duty.
ve sıradan bir kızın bu görevi... sürdürmemizde engel olmasına asla izin vermeyeceğim.
And I think I really cleared a hurdle today.
Bugün önemli bir engeli aştım bence.