Примеры использования: hovering

- a hovering thing?
Asılı kalabilen bir şey mi?
You have to hover over your kid's shoulder to force him to succeed.
Başarıya zorlamak için çocuğunuzun üzerinde uçmalısınız.
She even wants to take us for a game at the hover dome.
Bizi Hover'e götürmek bile istedi.
And then a spark will pop into existence and it will hang for an instant, hovering in space.
Ardından bir kıvılcım doğacak ve bir an uzayda asılı kalacak.
- Yes, hovering.
- Evet, uçuyor.
They hover over the power plant down there.
Şuradaki güç santrali üzerinde geziniyorlar.
We will find them most vulnerable when they hover.
En kolay havada asılı dururken vurabiliriz.
It was hovering there.
Havada asılı duruyordu.
Who gets the big paycheck over at Hover Gambling ?
Hover Kumar'dan yüklü bir maaş çeki alan kim?
Okay, there's a giant crystal hovering 150 feet above our heads over a bottomless pit of water.
- Hemen üstümüzde, 150 metre yukarıda asılı dev bir kristal var.
It should to hover much better now.
Artık daha iyi uçması lazım.
Come on, hover-van, catch the May!
Haydi, hover-van, May'i yakala!
- Commence hovering.
- Asılı kalış başlasın.
So Kelly Kapoor has decided to hover around my desk so that she can run into Charles' office every time he calls for Kelly.
Kelly Kapoor da masamın etrafında dolaşıp böylece Charles, Kelly'i her çağırdığında, odasına dalmaya karar verdi.
But you said you weren't gonna hover.
Başımda öylece dikilmeyeceğini söylemiştin hani?
It's recently been hovering at about $80 a barrel and what we see is that at even at $80 a barrel now, with the financial and economic collapse people are having a hard time affording that.
Son zamanlarda bir varili 80 Dolar civarında asılı duruyor ve bizim gördüğümüz şimdi bir varili 80 Dolar olsa bile finansal ve ekonomik çöküş ile birlikte insanlar almakta zorlanıyorlar.