Примеры использования: headed

What a pig headed referee?
Ne öküz kafalı hakem?
We are in a national crisis and he is in over his head.
Ulusal bir krizin ortasındayız ve o bunu yönetemiyor.
You know when you're drawing a cat or a house and you picture that cat or that house in your mind and it looks so perfect but you just can't get your hand to live up to that picture in your head?
Hani kedi veya ev resmi çizerken kediyi veya evi kafanda canlandırırsın ve mükemmel görünür ama elinle bir türlü kafandaki o resmi yapamazsın ya?
We have to head south.
Güneye doğru gitmeliyiz.
Many head for Earth.
Çoğu Dünya'ya yöneldi.
A 3 headed grandchild?
Üç kafalı bir torun mu?
Hudson, don't let the champagne go to your head.
Şampanyanın seni yönetmesine izin verme, Hudson.
And then when you got scared of-of what he might do in retaliation, you held his head under the syrup until he stopped moving, so he could never, ever... beat you again.
Sen de kendine gelince sana yapacaklarından korktun ve sonunda kıpırdamayı kesene dek onun kafasını şurupta tuttun böylece bir daha asla ama asla sana vuramayacaktı.
Maybe we should head home.
Artık eve gitsek iyi olacak.
Will we head north at some point?
Bir ara kuzeye yönelecek miyiz?
Well what about your bald headed friend?
Şu kel kafalı arkadaşına ne oldu?
I head up one of them.
Birini ben yönetiyorum.
Avery wanted to give me your murderous rat head as a wedding present, but I thought, no, I should do something nice for him, get our marriage started out on the right foot.
Avery, katil kalleş kafanı düğün hediyesi olarak vermek istedi ama düşündüm de hayır, onun için güzel bir şey yapıp evliliğimizi iyi bir şekilde başlatmalıyım dedim.
Let's head out.
Hadi gidelim.
Must head west to keep alive.
"Hayatta kalması için batıya yönelmeliyiz.
You white headed beasts!
Beyaz kafalı Cani!