Примеры использования: haze

This haze probably came from outgassing from the volcanoes of Titan.
Bu sis muhtemelen Titan'ın volkanlarından püsküren gazlardan meydana geliyor.
I hope you're sleeping and not in a retarded haze.
Umarim uyuyorsundur; gerizekali bir bulaniklikta degilsindir.
I'm getting hazed.
Every day goes by in a haze.
Her gün puslu bir şekilde geçiyor.
AND YOU'RE LEFT WITH A THIN HAZE OF VERY LOW ENERGY LIGHT.
Geriye sadece bir pus ve çok düşük enerjili bir ışık kalacak.
But we can't have them laying around in a haze
Fakat onların tüm gün boyunca hiçbir şey yapmadan belirsizlik içinde...
You know, haze him a little bit.
Bilirsin o biraz puslu.
♪ vanished in the haze of love gone wrong ♪
Ters giden bir aşkın pusunda kayboldum
The result was a global haze that blocked most of the sunlight from reaching the surface for at least five years.
Bunun sonucu, güneş ışınlarının büyük kısmının en az 5 yıl boyunca yüzeye erişmesini engelleyen küresel bir pus oldu.
So, for decades people have been walking around in a haze not aging, with screwed-up memories, stuck in a cursed town that kept them oblivious?
Yani onlarca yıldır insanlar burada belirsizlik içinde hiç yaşlanmadan, değiştirilmiş hatıralarıyla yaşayıp onlara herşeyi unutturan lanetli bir kasabada kapana kısıldılar.
♪ My independence seems to vanish in the haze
My independence seems to vanish in the haze
The particles in the air are also very small, so I would characterize them more as a haze than as a fog or clouds.
Ayrıca havasındaki tanecikler çok küçük, yani, ben sise ya da bulutlara kıyasla onları çok daha yoğun olarak tanımlardım.
- Could be a normal haze.
Ameliyat sonrası görülen normal bir bulanıklık olabilir.
Haze Jackson.
- Haze Jackson.
- Covered with a haze.
- Bir sis ile kaplı.
What is that haze?
Bu bulanıklık da ne?