Примеры использования: have

You know I might have been guilty of a just teensy, little fibette.
Çok küçük, minicik bir konudan suçlu olabilirim.
Have you before, my daughter to ask for 'nem Date?
Kizima çikma teklif edecek misin?
Have you been taking any unregulated meds... supplements?
Denetim dışı ilaç mı alıyordunuz?
Big Ed, how long have youbeen in love with Norma?
Koca Ed, ne zamandır Norma'yla aşk yaşıyorsun?
Have you cheated on him?
- Sen onu aldattın mı?
What good would not having had it done them?
Peki sahip olmasalardı ne yarar sağlardı?
We have a squidillion things to do tomorrow and a boat to catch.
Yarın yapacak yığınla işimiz ve binmemiz gereken bir gemimiz var.
And now I have silver spoon.
Ve gümüş kaşığıma şimdi kavuştum.
Could be a reunion he wants to avoid having?
Sahip olmaktan kaçındığı birleşme olabilir mi?
Marcel told me that Aya's witches already have a spell to do it.
Marcel, Aya'nın cadılarının yapacakları büyüyü bulduklarını söyledi.
Maybe he has.
Then peace you shall have.
Öyleyse, özgürlüğüne kavuşacaksın.
Oh, she would have been, J.D.
- Öyle olacaktı, J.D.
When Richard Game confessed to your murder, he had been sick for years.
Richard Game cinayetini itiraf ettiğinde yıllardır hastaymıştı.
At least you have to live, guarding your wife.
En azından karınla yaşamaya devam etmelisin.
Well, I have.